free glitter text and family website at FamilyLobby.com htmlkodcenneti.blogcu


gunluk - Gülen Gözlere Merhaba... - Blogcu



Gülen Gözlere Merhaba...

12/11/2007 - ÖYLE BİR KARŞILA Kİ....

Kategori: gunluk

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/10/2007 - SÖYLENMEMİŞ SEVGİ SÖZLERİ NEYİ ERTELİYOR?

Kategori: gunluk

Sevdiğinize, eşinize nasıl hitap edersiniz? Şefkat mi daha ağır basar,

merhamet mi?

Sevgi mi eklersiniz, emir kipinde nefret mi? Sesinize eklenti olarak ne gönderirsiniz.

 Her ifade edişiniz, her sesiniz bir feryat olarak mı çıkar?
Sevgiyi bulmak kolay, zor olan onu elinde tutabilmek. Sevgiyi duyabilmekle

 işin halledildiğini zannedenler aldanıyor. Zira iş bitmiyor belki asıl o zaman

başlıyor.

Herkes sevgiden bahsediyor. Ama çoğunun gerçek sevgi ile zerre kadar bir ilgisi

 yok. Güya “aşk”la birbirine bağlanan bazı çiftler bir bakıyorsunuz çok

geçmeden “şiddetli geçimsizlik” nedeniyle ayrılıyor. Ne kadar şişirilirse şişirilsin,

ne kadar reklam cümleleriyle galeyena getirilirse getirilsin özünde ısmarlamalık

ve ruhsuzluk hakimse, modern sevgiler uçucu parfüm kokusu gibi geçici oluyor ve ardında derin bir pişmanlık bırakıyor.

Sevgi hergün ihtimam isteyen bir çiçek bir çocuk gibidir. Sevgi “el ele büyütülecek”

bir şeydir. Ve sevgi “gösterildikçe” kökleşir, yerleşir. Sevgiyi göstermek en başta

gönülden dile dökülen ifadelerle gerçekleşir. Sevgiyi göstermek beklemeye gelmez,

sonra sonra deyip ertelemek aslında sevgiyi tam olarak duyumsamayı da ertelemektir. Sevgide ‘yarın’ sözüne yer yoktur, yarın çok geç olabilir. Kişi yüreğinin sevgisini boşaltacak bir yürek bulmalı mutlak, elindekinin kıymetin kaybetmeden bilmeli.

Yeryüzünde hakiki sevgi kadar değerli, onun kadar paha biçilmez ve onun kadar

doğal, samimi ikinci bir şey yok gibidir. Evet sevgi her şeydir. Her şeyi olanın bir şey vermesi gerekmez. O zaten her halükârda elinde olanı gönlüne koymadan verebilir.

Seven insan sevdiğine itaat eder. Zira gerçek sevgiyi veren artık hiçbir şeyini

 sevdiğinden esirgemez. Gerçekten seven insan sevdiğini her sözünü emir telakki eder.

Bunun için “Büyüklerin sözleri, sözlerin büyükleridir.” denilmiştir. Biz de şimdi büyüklerin aşklarını ya da onların sevdiklerine büyük bir aşkla söyledikleri

sözlerini ele alırkan “Büyüklerin aşkları, aşkların büyükleridir.” diyerek başlamak istiyoruz.

Ancak bunu ele alırken elbette ki o aşkların büyüklüklerini ifade için günümüz

 sevgi sözcüklerini ya da aşklarına da vurgu yapıp geçmek en doğrusu olacaktır.

NASIL HİTAP EDİYORLARDI?

Sevginin, insan psikolijisine olumlu katkı yaptığını vurgulayan Mevlânâ Hazretleri

aşk ve sevginin benliği hor ve hakir kılıp, insanı yükselttiğine dikkat çekiyor.

“Onsuz bütün beden tamahtan ibarettir. Tamah ise alçaltandır. Sevgi ve şefkat

 insanın, öfke ve şefkat ise hayvanın temel hasletleridir. Sevgi güneştir; ama

kusurları örtmede gece gibi olun!” şeklinde özetler aşk ve sevgiyi.

Osmanlı İmporatorluğu’nun en şaşaalı döneminde yaşamış ve koca imparatorluğun

 bir anlamda kaderine hükmeden kararlara etki eden birisi olarak Hürrem Sultan’ın

bu anlamda Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı mektup ve ona hitapta kullandığı

ifadeler çok önemli;

“Ayağınızın bastığı toprağı yüzlerce defa öptükten sonra, benim güneşim ve

saadetimin sermayesi sultanım.”

“Eğer siz, bu ayrılık ateşi ile yanmış, ciğeri kebap, sinesi harap olmuş, gözleri

yaşla dolmuş, gecesini gündüzünden ayıramayacak kadar hasret denizinde boğulmuş biçareyi; aşkınızla, Ferhat ve Mecnun’dan beter olmuş âşık kölenizi sorarsanız, sultanımdan ayrı olduğumdan beri bülbül misâli âhım ve feryatlarım dinmemiştir.

Öyle bir hale düştüm ki, bu hasretin verdiği kahrı ve acıyı, Rabbim düşmanlarıma vermesin.”


Saraya bir esir olarak getirilen Hürrem Sultan’ı görür görmez Kanuni Sultan

Süleyman Han’ın da bir anda âşık olduğunu haber verir kaynaklar. İnsan bir kere

de âşık olunca artık onu anlatmayla geçer bütün vakti. Hürrem Sultan’ın Kanuni’ye yazdığı o sözlerden sonra şimdi gelin hep birlikte Kanuni Sultan Süleyman’ın onun

 için neler yazdığına bakalım:

“Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ay’ım, can dostum, en yakınım,

 güzellerin şahı sultanım. Hayatımın, yaşamımın sebebi cennetim, kevser şarabım. Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim,

 benim gülen gülüm. Sevinç kaynağım, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım,

meşalem. Turuncum, narım, narencim, hayatımın aydınlığı. Gönlümdeki Mısır’ın

sultanı, varlığımın anlamı, İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevdiğim.

İbrahim Hakkı Hazretleri’nin eşlerine yazdığı mektuptan şefkat, sevgi ve aşk dolu

 ifadeler de şöyle:

“İzzetli, hürmetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asilli, usullu,

 akıllı, izanlı, hünerli, marifetli, üsluplu, yakışıklı, güzel huylu, tatlı dilli, uzun

 boylu ince belli, ayıpsız hatunum, helalim Firdevs Hatun huzuruna, derun-i

dilden ve can u gönülden selamlar ve dualar edip ol mübarek nazik hatırın sual

ederiz, Huda’nın birliğine emanet veririz. Benim nazlı yar-ı gamgusârım. Benim

şenliğim, şöhretim, benim sevdiğim, keyfim, benim canım Firdevsim! Neylersin

n’işlersin, ne keyftesin, ne fikirdesin, ne haldesin, ne demdesin? Benim güzelim,

garip gönlünü ne ile eğlersin? Benim güzel keyfim, senden ayrılmak ne çetin

ahval imiş bilmezdim.

" ailem dergisinden alıntı"



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/10/2007 - BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Kategori: gunluk

 

Çok eskidendi belki el öpmeler, kenarı dantelli mendiller içinde şekerler,
avuca zor sığan kocaman 2,5 liralık bayram harçlıkları...

Postacının getirdiği, uzaktaki dostların  bayramı
kutlayan  bayram kartları...

Aniden yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.


Yıllarca sadece seyahate gidenler tesadüfen karşılaştılarsa kutladılar
birbirlerinin bayramlarını.

 Artık bayramlar sadece birer "fırsat" oldu, yorgun bedenlerin dinlenmesi için...

Ve birgün sanal alemle tanıştık ve yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini...

Kenarı dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni
2,5 liralık bayram harçlıkları yoktu belki ama bir küçük haber vardı dostlardan;

uzun süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını  bilmediğin...

Sanal da olsa hatırlandığını, unutulmadığını öğrendiğin..

...Ve eski, tek yaprak bayram kartlarında yazıldığı gibi:

Bayramınız Kutlu Olsun

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2007 - *** İYİ Kİ VARSIN ***

Kategori: gunluk

 

Ne güzeldir birine ´ İyi ki Varsın´ Diyebilmek.

Bu ´ biri´ hayatınızdaki o boşlukta iyilerin derinliğini bırakmıştır.Bıraktığı derinlik de,iyi damlalarını ardından getirmek de gecikmeyecek ve ´İyikiler´ denizini oluşturacaktır.

Bu deniz ayaklara batacak çakıldan ıraktır. Ne kadar derine giderseniz gidin denizin dibi aynı mavilikte olacaktır.

Başka denizlerdeki fırtınaların önceden habercisidir.

Bu deniz Filizdir.Yeşilinin taze kokusu ,yeni doğuşların müjdesidir. Emekle beslenir ,meyveleri
çeşit çeşit renk renkdir.

Bu deniz paylaşımdır. Lokman ağzındayken , kursağı boş olanları düşünmektir.

Binlerce deniz yıldızı sahile vurduğunda ,´hangi birini okyanusa geri göndereceğiz´ dememektir. Bir tanesi için bile çok şey fark ettiğini bilmektir.

Bu deniz ´ Sevgi´ dir.. Her harfinin hakkını vererek söyleyip,yaşamaktır.

Hayatlarımıza zaman eklenirken ,Zamanlarımıza hayat eklemeyi unutmayalım.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2007 - *** İMKANSIZ'DIK ****

Kategori: gunluk

Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim…

Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç.
Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak.
Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak.
Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin…

Git diyorum sana, kalma yüreğimde,bu kadar özleteceksen kendini.
Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum…
Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde.
Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim…

Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım.
Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime.
Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı.
Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti.
Yerle bir olmuştu her şey.
Olmazsa olmazlarım; ilkelerim, yargılarım…

Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan.
Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı.
ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum,
Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun.
“Belki”lerden,”ihtimal”lerden, “keşke”lerden medet umuyorum,
Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek…

Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.

Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda…

Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum…

Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum…

Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde
Sana bakıyorum
Umut; hep var olacak çünkü…

 

Alıntı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Canında bir can var, o canı ara... Beden dağında bir mücevher var; o mücevherin madenini ara... Ey Sufi, gücün yeterse ara. Ama dışarıda değil; aradığını kendinde ara.... Mevlânâ

Kategoriler

Arkadaşlarım

E.YÜKSEL ÜSTÜNER
laberri
kozan
mecnun1965
demetinevi
wolf7unitedstates
misra
1sessizgemi3
gelinciktarlasi
Latife Günyüz ERDİNÇ
kirazmevsimi
sessizlikbozulmali
melek25
cengiz00
ellerefidanboylumellere
masaltozu
benyaziyorumfotograf
gitarist1
kardelenkardelen
ozlemaslantas
sevgimabedi
sevgiistegi
yirmibesoglu
kurabiyedunyasi
siirgibisin